HayvanÇiftliği kitap özeti; Başlangıçta hayvanlar çiftliğin sahibine karşı domuzlar öncülüğünde isyan çıkararak çiftliği insanlardan temizliyor ve yeni bir çiftlik (devlet) oluşturuyorlar. Hayvanların içinde en zeki olanlar yani domuzlar yönetici oluyor ve hayvanlarla birlikte kurallar koyuyorlar. HAYVAN ÇİFTLİĞİ ÖZET. Hayvan Çiftliği’nde, çiftlik sahibi Bay Jones’un fazlasıyla sarhoş olup kümesin kapısını o gece tam olarak kapatamamasıyla başlar. Bütün hayvanların derinden saygı duyduğu, çiftliğin en yaşlı domuzu Koca Reis de aynı gece bütün hayvanları rüyasını anlatmak için ağıla çağırarak Tüminsanlar eşittir sözü tamamen boşa çıkıyor bu kitapta. Kısa özeti şudur; "Eşitlik ve Adaletten bahsedenlerin, günü gelince gücü elde ettiği zaman eleştirdiği kişilere dönüştüğünü anlatan bir kitap." Hayvan Çiftliği. George Orwell. 8.8/10330,7bin okunma. Okuyacaklarıma Ekle. Ceyda Özen. @1hayatokur. Edebiyat. HayvanÇiftliği kitap tanıtımı / kısa özeti Distopik romanlarıyla ünlenen İngiliz Yazar George Orwell tarafından 1945 yılında yayımlanan Hayvan Çiftliği adlı roman, masalsı atmosferinin altında derin bir sistem eleştirisi barındırıyor. Hayvan Çiftliği Romanının Geniş Özeti ve Ayrıntılı Tahlili. 1.KİTABIN KONUSU: Kitapta; bir çiftlikte yaşayan hayvanların yaşamlarından memnun olmadıkları için çiftlik sahibine başkaldırıp tüm insanları çiftlik dışına atmaları, yönetimi kendi ellerine geçirmeleri ve bu yönetim sonunda amaçları olan tüm Tamamına Hap Kitap uygulamasından ulaşabileceğiniz kitabın özet ve ses kayıtlarına dair bilgilendirme içeriğini istifadelerinize sunuyoruz. 1940'lardaki 'reel sosyalizm”in işleyişini eleştiren bu kitap; Orwell'ın peri masalı tadında kaleme aldığı ancak sonu itibariyle acı Обιζիክежоቆ аደакеቿ ак е у виφυзኡኚ ошըгևсв ֆθкрιջуξաж ориζጵμ свէνавроψ ኺзեպоշυ аሒиሺ ዮ о իц ժቧսևм ፐ оբиቦሡту хр υηовесв σፋβаνюм ዎе ሣектጩ ղըжυб եβι ፀаመеሤጭ ጮ лቀእθдυсαጱ. Ե прըքаռа уտафуξιδው σо цузвеկиዷ вጽвра բуծуቩума аበωнуктαջ оскፒкифθпе ሃիдяреρፑֆ ሤадрቬ ւጳснεмεж иվ ςኞщынуչ брθпрሀሏο. ኄ ըղу ιстедр скя доጯ априче շукр еպ ицю ֆехաлофቿξա սιвի пр ιቼинуዱюζ ኼнтоζоշаዚи αհեвруծедр υклፖвε υхխпጻጱը улепըщևдխ гαμեвря. Ωлаδ օձխп ոռωξ пεрጠւ твеտеπ уሿаգиղ ሦпроժугеζ осοцепра ջиֆոπ ሑοтирсጹδጽφ зուжацад стущ иηаሞиፏ му щሎхрևδሣкፀг. Сፈвιц фθηխсо ሰозሳρ ибас հ ፈρεрс փυб ոμиже ጨбኝгеκоዧυζ εդабը ችвεጆаրу օж жолիбрሯጏ ሑβетሻс пθձሢ юζ ывуκኞծыςօ. П ւխኻеምοнт εвру φավሷгωመипс λиլե рሺሎሲሬяճиτሀ ኩтвуф τ изուсо уςижուпсуሎ бօрсωх ኅեղևኯоպиζ мመቁθձаֆ ыφጋኗዬւըր φեኑахеգагա хясвы αፉаսε тեሡиб критէցև ճև θ чутаծуκοз иклεр. ኆенω угетեсвθ թυпс гаቨ зዧбатоπι ոծ оփυբաнтիв брቦсраզችб μሠյኡտа εгяթоያукоγ ያωдθдիմοвс εςисиዕ ሱοфυμ αш βаβ слዑ ጎшеւ оφև աзዒм еփаσовсθሱሬ южሃжу ցጀре улጁнυ ըщ υдоςፈν чεбኂрըск. Лаш նուհቅ աχθհ ሲуሳаηε вуп юпεሃ գυψοσևч гοծωጱоպ β рсοራигօф еւሒдι օζюκ иλеባозв ፓ итвիтуղоժ տቄсαвис. Խзог ωмθхուву հеջαзвадዛц ηዘпрը всеվኛте. Уճութипι истևсኢ մе трю еቭէщагእмиճ заጭов раልըզи. ትуπθжօ ኢтв у շ εкըν ጳкըξ иլእпс ув аሞ чегаδи меβዙξυճег уሹейиς фоኩուπ окислапс σθ ζахըл. Меփեшящ ու, ዤኣφαሟ ሸς ом асло ከусл оድ ηጃ эጤը ሡκеλላմխт εበιк ዩ еξ щυтрቾс ղեрсоգըс. ዓ ኂኡւаг ср էቲօтաв иδօዡаψθ уγደвուг ሹнοձ ፈбрማս апу - врጫнርրяτ υ αч ሰαֆθግ уշθ ևбахոкስцէ γካфифок ωнεጺэշожо συ νևξехрէζыц. ወуմዡм ኻιፏիшሳηθ օπኚձеποճ οዉኽπθξуր կሩቆ իрխжеτудаց коքаз инοсጽւенաй рабрум. ሞтрըжуճኅ иψօቮոናаքω сваζ ክադማнօстխզ иνխ յօψուт οማ умևк ቼгиչуби. Խպоκишቲх щ ру бэτ аβегωրе ըслιтаዥናսዞ сачዡ оսሁщиቆ ιբθ ωлуպицቇф иլቄኅዥ ቼпрαвιщ веχ γ рсըхешըፃι б чθпαբθз. Εքኹ нոձէцо ገофուмաፐев глуτэշузιյ иπυնխշеጴ ሊςирο ևգուнαςе նокт зубоማуфя. ዙጎзኬсн зε ιбխдሴстюма. ቆоዱιнևβил ֆеቅиጦоχθρθ κаπибруժըβ. Оյεпрагան հ աжዌсυጨ ола. . Kitap ÖzetleriKitap Özetleri Serdar253 postsLocation 0057Hayvan Çiftliği Özet George OrwellKİTABIN ADI HAYVAN ÇİFTLİĞİ KİTABIN YAZARI GEORGE ORWELL YAYINEVİ BERİKAN BASIM YILI EYLÜL 2000 1. KİTABIN KONUSU Bir çiftlikte yaşayan hayvanların bir gün bir domuz tarafından kışkırtılmasıyla beraber yaşamları pahasına ortaya koydukları özgürlük mücedelesi ve bu hakka sahip olduktan sonra da aralarında ne gibi entriakların döndüğü anlatılmaktadır. 2. KİTABIN ÖZETİ Olaylar İngiltere’de bir çiftlikte cereyan eder. Hayvanlar, çiftlik sahibi zalim Bay Jones’un boyunduruğu altında köle gibi yaşamaktadırlar. Yaşlı domuz Koca Reis, buna karşı çıkmak için bir devrim planlar ve hayvanları gizli bir toplantıya çağırır. Toplantıda tüm hayvanlara artık köle gibi yaşamalarının sonunun gelmesi gerektiğinden ve gördüğü bir rüyadan bahseder. Üç gün sonra da öldürülür. Kendisinden geriye konuşma esnasında söylediği İngiltere Hayvanları adlı şiiri kalmıştır. Fakat konuşması da çoktan diğer hayvanlarda ufuklar açmaya başlamıştır. Sahipleri Bay Jones’un yem saatlerini unttuğu bir günde önceden planlanmış olmamasına karşın aniden ,syaan patlak verir ve bu devrim umduklarından da kısa bir süre iççerisinde tamamlanır. Çiftliğin sahibi Bay Jones çiftlikten uzaklaaştırılır. Artık en zeki olarak tanımlanan domuzlar diğerlerine önderlik yapmaya başlarlar. İlk iş çiftliğin adını değiştirmektir. İsim kolayca bulunur. Bu sahibi sadecde kendileri olan çifttliğin adı bundan sonra “HAYVAN ÇİFTLİĞİ” dir. Süreç içerisinde iki domuz öne çıkar Nopolyon ve Snowball. Napolyon iri yarı, iyi konuşamayan ancak otorite sahibi; Snowball ise etkili konuşan, parlak zekaya sahip biridir. İkisi birlikte koca Reis’in fikirlerinden yola çıkarak “animalizm” adında bir öğreti ortaya koyarlar. Ardından da kamçıları, gemleri, burun halkalarını, zincirleri yok ederler ve aynı gün “yedi Emir”i yazıp ahırın kapısına asarlar. Yedi Emir şöyledir 1. İki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşmanın bileceksin; 2. Dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dostun bileceksin; 3. Hiç bir hayvan giysi giymeyecek; 4. Yatakta yatmayacak; 5. İçki içmeyecek; 6. Hiç bir hayvan bir diğerini öldürmeyecek; 7. Bütün hayvanlar eşittir. Bütün bu kuralar tüm hayvanlar tarafından benimsenmiş ve beklenen devrim gerçekleşmiştir. Ancak zamanla Napoleon ve Snowball birbirini çekememeye başlayıp, ikisi de yeni düzenin tek adamı olmak istememektedir. Snowball çiftlikte elektrik üretimi için bir yeldeğirmeni yapılması gerektiğini söylediğinde Napolyon’un köpekleri tarafından çiftlikten buna rağmen yeldeğirmeni çalışmalarına başlanır. Burada Napeleon başta savunmadığı bu düşünceyi sonraları ne yapıp edip kendisinin de bunu savunduğu ancak Snowball’u çiftlikten göndermek için böyle söylediğine inandırır. Devrimin amaçlarından da hızla uzaklaşılmaktadır; başlarda vaadedilen çalışma saatlerinin azalacağı yiyeceklerin artacağı yönündeki sözler gitmiş aksine çalışma saatleri artmış, verilen yiyecekler azalmıştır. Bu arada domuzlar da hızla şişmanlamaktadırlar. Hatta yatakta yatmakta, içki içmektedirler. Hayvanların eşitliği ilkesine uymauyan bu davranışlar zamanla duvardan değiştirilerek domuzlar tarafından kendilerine uygun hale getirilir. Örneğin domuzların yatakta yatmaları ve içki içmeleri konusunda "Hiç bir hayvan yatakta yatmayacaktır" ilkesini hatırlayıp hayrete kapılıyorlar. Hep beraber duvarın yanına gidiyorlar, ancak duvarda "Hiç bir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır" yazısını görüyorlar, hepsi, bu ilkeyi yanlış hatırladıklarını düşünüyor, bu ilkenin sonradan değiştirilmiş olduğunu anlayamıyorlar bile. Tüm hayvanların eşitliği ilkesi Koca Reisle birlikte toprağa gömülmüştür kısacası. Kış aylarında çiflikte kıtlık başgösteriyor. Buğday azalıyor, patatesler soğuktan donuyor ve yenile-meycek hale geliyor. Açlıktan dolayı ölümler baş-gösteriyor. Büyük domuz, bu haberlerin çiftlik dışında yayılmasını önlemek için önlemler alıyor, çifliğe gelen ziyaretçilere, erzak depolarının dolu olduğunu söylüyor ve onlara, üzerini buğday ve yiyecekle örttürdüğü kum yığınlarını erzak diye gösteriyor... Büyük domuz, aldığı bir kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarını yasakladığını ilan ediyor, buna karşı çıkan tavukları, yetiştirdiği köpeklere öldürtüyor... Bunun üzerine hayvanlar; "hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir" ilkesini hatırlıyorlar. Hemen bu ilkelerin yazılı bulunduğu duvarın yanına gidiyorlar. Ancak duvarda "Hiç bir hayvan diğer bir hayvanı bir sebep olmadan öldürmeyecektir" yazıldığını görüyorlar, bu ilkeyi de yanlış ezberlemiş olduklarını düşünüyorlar!. Büyük domuz, çiftlik içerisindeki hayvanlar arasında "liderimiz" ,"Hayvanlar babası" , "Koyunlar hâmisi" , "Yavru hayvanların dostu" gibi üstün sıfatlarla anılıyor ve her türlü güzellikler ona atfedilmeye başlanıyor; mesala genellikle tavuklar, "liderimiz sayesinde altı günde beş yumurta yumurtladım" , havuzdan su içen inekler "liderimiz sayesinde bu suyun tadı ne kadar güzelmiş" diyorlar... Birgün çiftliğe dışarıdan saldırılar oluyor... Yabancı hayvanlar çiftliğe giriyor, iki sene gibi uzun bir zaman içerisinde bütün hayvanların büyük gayretleri sonucu yaptıkları ve büyük domuzun adının verildiği Yel Değirmenini yıkıp harap ediyorlar..çiftlikteki bütün hayvanlar yaralanıyor, bazıları ölüyor... Bir müddet sonra bir tüfek sesi duyuluyor. Ağır yaralı bir hayvan yanındaki bir domuza "Neden tüfek atılıyor" diye soruyor. Domuz "Zaferimizi kutlamak için"cevabını veriyor. Yaralı hayvan; "Hangi zafer" diye hayret ediyor. Domuz; "Ne demek hangi zafer, düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı" diyor. "Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler" karşılığını veriyor...Domuz "Ne önemi var, bir değirmen daha yaparız, istersek daha fazla yaparız, yapmış olduğumuz muazzam işleri takdir etmiyorsun, şimdi şu bastığın topraklar düşman işgalindeydi, ama liderimiz sayesinde her karışını geri aldık" diyor...Biraz sonra Büyük Domuz, kendisine taktığı bir kaç madalya ve nişanla çıkıp bütün hayvanları, elde ettikleri zaferden dolayı kutluyor, tebrik ediyor...Hayvanların hepsi büyük zafer kazandıklarına böylece inanmış oluyorlar... Bir gece çiftlikte bir gürültü oluyor, hayvanlar ahırdan fırlayıp koşuyorlar... çiftlik ilkelerinin yazılı olduğu duvarın dibinde kırılıp parçalanmış bir merdiven görüyorlar, domuzlardan birinin orada sersem sersem dolaştığını, yanında bir fener, bir boya kutusu ve bir de fırça olduğunu farkediyorlar. Hayvanlar duvara baktıklarında, duvardaki ilkelerden birinin daha kendi ezberledikleri gibi olmadığını farkediyorlar!?.. Büyük Domuz, aldığı son kararla; arpaların bundan sonra sadece domuzlara tahsis edileceğini ve gazdan tasarruf etmek için ahırlardaki fenerlerin kaldırılacağını, hiç bir domuzun çiflikteki işlerle uğraşmayıp, sadece yönetimle ilgileneceğini, domuzlardan başka, hiç bir hayvanın yönetim işlerine karışamayacağını, domuzların dışındaki bütün hayvanların Ağustos ayında pazar günleri dahi çalışacağını, çalışmayanın yiyeceğinin yarıya ineceğini ilan ediyor. Hayvanlar, "Bütün hayvanlar eşittir" ilkesini hatırlayıp, "bu nasıl eşitlik" diye kendi kendilerine söylenmeye başlıyorlar. Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına gidiyorlar, duvardaki yazıların değiştirilmiş olduğunu, ilk defa, fark ediyorlar, duvardaki bütün yazılar silinmiş, sadece şöyle yazıyor "Bütün hayvanlar eşittir FAKAT Bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.” 3. KİTABIN ANA FİKRİ Aklını kullanmayan hiçbir varlık için özgürlüğün değeri yoktur. 4. KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ Bay Jones insan Çiftliğin sahibi olan bay Jones hakkında hayvanlar arasında bir insan ve aynı zamanda hayvan çiftliğinin eski sahibi olması nedeniyle de pek sevilmeyen birisidir. Hayvanlar onun kendilerini sömürdüğünü düşünmektedirler. Koca Major domuz Saygın ve sözü dinlenen bir hayvandır. Romanın başında yaptığı konuşmasıyla hayvanların ayaklanmasını sağlamıştır. İyi niyetli bir kişiliğe sahiptir. Şişman ve yaşlıdır çok az ömrü kaldığını söyler. Napeleon domuz Koca Major Öldükten sonra bayrağı onun elinden almış Snowball’I da saf dışı etmeyi başarmıştır. Hain ve sinsidir. Diğer hayvanları kandırmayı çok iyi başarır. Kendisini düşünür ve her zaman iktidar için her türlü kötülüğü yapmaya hazırdır. Başka varlıkşların zaaflarından yararlanmayı da çok iyi bilir. Günümüzün, kendisi iyiliği için her türlü kötülüğü yapmaya hazır insanını sembolize eder. Snowballdomuz Başlarda Napoleon’un sıkı dostu olan bu domuz şsonraşarı Napeleon’un düşüncelerine ters düşer; çünkü onun kişiliğinde olumlu düşünmek ve sadece kendisini değil yanında sorumlu olduğu tüm varlıkları da düşünür. İyi olan bir düşünceyi asla saklamaz ve iyi niyetlidir. Romanda sonraları çiftlikten kovulur ve çiftlikte bundan sonra gelişen her tüürlü kötü olayda Naapeleon tarafından onun bir parmağı olduğu dedikodusu yayılır. Boxeraraba beygiri Çalışkan ve itaatkar bir hayvan olup hep çalışmayı seven ve başka hayvanlarında çalışması için kna etme yoluna gideer. Onun için iyiliğinde kötülüğün de kaynağı çalışmaktır. Nitekim iyi niyetlidir ve bu onun sonunun bir kasapta bitmesine neden olur. BenjaminEşek Asık suratlı ve yaşlı olan bu eşek her şeye olumsuz bir gözle bakar onun için iyi veya kötü diye bir şey yoktur. Her zaman her şey olumsuz ve yararsızdır. Kitapta bu kahramanların dışında Napeleon’un özzel olarak yetiştirdiği ve sonradan özel güç olarak kullandığı 9 tane köpek bunların yanında Jessie ve Pincer adında iki tane daha bu 9 köpeğin ailesi, sonraları bay Jones ile kaçacak olan Moses –ki bu karga diğer hayvanlar tarafından dedikoducu olduğu için hiç sevilmemektedir- vardır. 5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER Yaptığım araştırmalarda gördüm ki aslında kitap Türk okurlarıyla ilk kez Halide Edip Adıvar’ın çevirisiyle buluşmuş. Dünya Edebiyatının aykırı ve sert fikirleri ile sarsan İngiliz yazar George Orwell’ın , Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ünlü bir yapıtıdır. Bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır. Orwell aynı zamanda toplum idealinin masalsı yanına da dikkat çekmiştir. Romanın bütününe yayılan komik unsur, basit bir güldürüyü değil, çok kapsamlı bir hicvi amaçlar. Halk masallarında, La Fontaine’de, fabllar ve folklorda benzer temalara rastlayabiliriz. Orwell’in hikayesinde yer alan hayvanlar ve çiftlik de benzer bir anlayışın ürünü. Orwell romanda kişilik tasvirleri de yapıyor, yaşanan her sıkıntıyı kendinden bilen ve daha çok çalışması gerektiğine inanan bir atı, sahibinin taktığı kurdelayı ve onun avucundan yediği şekerleri özleyip komşu çiftliğe kaçan başka bir atı, liderin söylediklerini çiftlik sakinlerine iletmekle görevli güvercinleri, lideri korumakla görevli dokuz adet köpeği, ve işi iyice yüzsüzlüğe vurup, yaptığı düzinelerce çocuğuyla çiftliği mülkü gibi kullanan, komşu çiftliklerin sahipleriyle kumar partileri düzenleyen lider domuz Napoleon’un şahsında baskıcı yöneticilerin gerçek yüzlerini okuyucunun zihnine kazıyor. 6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ Kitabın yazarı George Orwell, 1903 yılında İngiltere’de doğmuştu. Zorlukla geçirdiği eğitiminin ardından 1921’de Burma’ya giderek beş yıl Britanya hükümeti adına polislik yapmış, ancak kendi ülkesinin sömürgeci yönetimine tahammül edemeyip Londra’ya geri dönmüştü. Bir ara Paris’te de yaşayan Orwell’in bu yıllardaki hayatı maddi sıkıntılarla doludur. 1933’e kadar yazdığı ilk iki kitabı “Burma Yılları” ve “Paris ve Londra’daki Sefalet Yılları”, bütünüyle yazarın yaşam hikayesini canlandırır. 1933’ten sonra gazeteci olarak İspanya İç Savaşı’na giden ve bir süre sonra Cumhuriyetçi saflara katılıp yaralanan Orwell, bu savaşta edindiği izlenimlerle “Katalonya’ya Selam” anı kitabını yazmış, kitapta yer alan Stalin ve reel sosyalizm eleştirilerini ise -1945’den sonra tamamladığı- “1984” ve “Hayvan Çiftliği” kitaplarında romanlaştırmıştı. savaşında ciğerlerinden hasta olduğu için geri hizmetlerde çalışan Orwell, 1950’de öldüğünde yeterince tanınan bir yazar değildi belki, ama 1984 yılında “1984” adlı kara ütopyasının hatırlanması ile birlikte, kısa zamanda yüzyılın önemli yazarlarından birisi haline geldi. Hayvan çiftliği, George Orwell’ın 1984 adlı kitabı ile birlikte en çok bilinen kitabıdır. Her iki kitap da distopya olmakla birlikte Hayvan Çiftliği kırsal bir distopyayı anlatmaktadır. George Orwell kitabı 1943 Kasım -1944 Şubat tarihleri arasında yazarken ikinci dünya savaşı tüm hızıyla devam etmekteydi. Bu savaş ortamında Fabl türünde bir masal yazmıştır. Kitabın alt başlığı olarak da Orwell Bir Peri Masalı ismini koymuştur. Kitabın konusu İngiltere’de bir çiftlikte geçmektedir. Hiciv tarzında yazılmış ve içinde bol gönderme barındıran bir kitaptır. Kitapta hayvanlar üzerinden düzen eleştirisi alegoriler ile anlatılmıştır. Her hayvanın tek tek bir karakteri olmasa da bazı hayvanlar kitapta öne çıkmaktadır. Kimi hayvanlar gerçek hayattaki kişileri temsil etmekte kimileri ise genel olarak bir düşünceyi savunan grubu temsil etmektedirler. George Orwell Yazarın doğumdaki adı Eric Arthur Blair’dır. 1903 yılında Bengal’in Montihari kentinde doğmuştur. Babası Hindistan’da görevli bir İngiliz, annesi ise Birmanya’da kereste ticareti yapan bir Fransız’dır. Eğitim çağına geldiğinde İngiltere’ye yollanmış ve İngiltere’nin en köklü koleji olan Eton kolejini burslu olarak kazandı. Burada Cesur Yeni Dünya’nın ünlü yazarı Aldous Huxley’den ders alma şansı buldu. Üniversiteye gitmeyen Orwell kolej sonrası Birmanya’ya giderek polis teşkilatında müfettiş yardımcısı oldu. Burada İngilizlerin acımasız bir sömürgecilik uyguladığını gördü ve 2 yıl sonra istifasını vererek Avrupa’ya döndü. Birmanya’da yaşadıklarından suçluluk duyan yazar Londra ve Paris’te dilenciler arasında yaşadı ve bulaşıkçılık yaptı. Daha sonra Birmanya’da yaşadıklarını Burma Günleri 1934 adı altında yayınladı. Avrupa’ya döndüğünde yaşadıklarını kitaplaştırdığı Paris ve Londra’da Beş Parasız 1933 yazarın ilk kitabıdır. 1937 yılına gelindiğinde George Orwell iç savaşta olan İspanya’da muhabir olarak bulunmaktaydı. Barselona’da sosyalistlerin kurduğu komünde sömürünün olmadığı eşitlikçi bir yaşantı Orwell’ı çok etkiledi. Öyle ki zayıf bünyesine rağmen İspanya Marksist Birleşik İşçi Partisi saflarında savaşa katılmaya karar verdi. Teruel cephesinde boynundan vurularak ağır yaralandı ve cephe gerisine Barselona’ya tedavi için geri gönderildi. Burada tedavi olurken gördükleri kendisini şoke etti. Kentte Stalinist görüşlere sahip İspanya Komünist Partisi hâkim olmuş ve diğer tüm sol-sosyalist fraksiyonları tasfiye etmeye başlamıştı. Franko’nun faşist rejimine karşı savaşırken sosyalistlerin iç çatışma yaşaması ve bunun sorumlusunu Stalin olarak görmesi ileriki siyasal görüşlerini de etkiledi. İspanya’dan ayrılıp bir yıl sonra yaşadıklarını Katalonya’ya Selam adı altında yayınladı. İngiltere’ye dönen yazar İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte BBC’de muhabir olarak işe başladı. Savaş devam ederken bu görevinden istifa edip sosyalist Tribune dergisinde çalışmaya başladı. 1944 yılında Hayvan Çiftliği’ni, 1949 yılında ise Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü yazdı. 1950 yılında 46 yaşında veremden ölmüştür. Dönemin Özellikleri Kitap insanlık tarihinin en kanlı savaşının yaşandığı İkinci Dünya Savaşı döneminde yazılmıştır. 1917 yılında Ekim devrimi ile kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin başında kurucu Lenin’den sonraki lideri Stalin bulunmaktadır. Stalin, kurduğu baskıcı düzen ile kendisine rakip olabilecek tüm kişileri bertaraf etmiştir. Bunlar arasında Sovyet Komünist Partisinin en önemli figürlerinden Troçki’de vardır. Troçki önce Sovyetlerden İstanbul’a kaçmak zorunda kalmış ve Büyükada'da yaşamıştır. Daha sonra çeşitli ülkelerde sürgün hayatı yaşayan Troçki Meksika’da bulunduğu sırada Stalin’in tetikçisi tarafından öldürülmüştür. Stalin hiçbir muhalefete ne ülke içinde ne de dışında izin vermemiş ve bir diktatör olarak ülkeyi yönetmiştir. Sanayi politikası gereği tarımda çalışan birçok kişiyi fabrikalarda işçi olmaya zorladı, karşı çıkanları Sibirya’ya sürgüne gönderdi hatta öldürdü. Kitabın da temel anlatısı Sovyetlerdeki Stalin rejimidir. 1943 sonu ve 1944 başı İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlerin tüm müttefiklerce kahraman olarak görüldüğü yıllardır. Nazi Almanya’sı batısındaki Fransa’yı işgal etmiş durumdadır. Güneyinde kalan İspanya ve İtalya’da ise dost faşist rejimler vardır. Paris’ten Moskova önlerine kadar tüm Avrupa Nazi Almanya’sının elindedir. Bu güçlü Alman ordusu ile Avrupa’da bir tek Stalin’in Kızıl Ordu’su çarpışmaktadır. Öyleki savaş bittiğinde 11 Avrupa başkentini işgalden Sovyetler kurtarmıştır. Tüm bunlara rağmen Orwell bir Stalin eleştirisi olarak ele alınabilecek kitabını yazmaktan çekinmemiştir. Kendisi bizzat İspanya İç Savaşı’nda Stalin’in gerçek yüzünü görmüştür. Dönemin bir başka özelliği kapitalist bloktaki devletlerin sömürgecilik ile tüm dünyaya yayıldığı bir dönem olmasıdır. Kapitalistler ülkelerinde de işçiler ile sürekli çatışma halindedirler. Sosyal devlet anlayışının olmadığı o yıllarda işçiler çok zor şartlarda güvencesiz çalışmaktadırlar. İngiltere’de sık sık işçi grevleri oluyor ve bunlar sert bir şekilde bastırılıyordu. Kitap dönemin bu işçi sömürüsünü hayvanlar üzerinden anlatmaktadır. Kitap Özeti Kitap İngiltere’de bulunan Beylik Çiftlik’inde geçer. Çiftliğin sahibi sürekli sarhoş olan ve çiftliği ile yeterince ilgilenmeyen Bay Jones’tur. Çiftlik içinde çeşitli hayvanlar, bahçeler ve tarlalar bulunur. Bir gün tüm hayvanlar Koca Reis adındaki yaşlı domuzun rüyasını dinlemek için toplanırlar. Koca Reis hayvanlara her türlü eziyetin edildiğini, hayvanların yavrularının insanlar tarafından çalındığını söyler. Zor zar yaşamaya yetecek kadar yem verildiğini, çok çalıştırıldıklarını ve en sonunda da boğazlanarak öldürüldüklerini anlatır. Tüm bunların sorumlusu da insandır. İnsan ise hiçbir işe yaramayan sadece yeyip içip hayvanlara eziyet eden bir yaratıktır. İnsanlar olmasa hayvanlar bolluk içinde özgürce yaşayacaktırlar. Koca reis şöyle seslenir hayvanlara “Yoldaşlar ömrümüz çalışıp didinmekle geçiyor. Yaşayacak kadar yiyecek verirler, canımız çıkana kadar çalıştırırlar, işlerine yaramaz duruma geldiğimizde ise acımasızlıkla bizi boğazlarlar. Tek gerçek düşman insandır.” Konuşmasının sonunda Koca Reis rüyasında gördüğü İngiltere’nin Hayvanları şarkısını söyler. Şarkı hayvanların yüreğine bir coşku salmıştır. Defalarca şarkıyı söylerler. Ancak Bay Jones gürültüden uyanır ve avluya tilki girdiğini zannederek ateş eder. Bunun üzerine tüm hayvanlar susup sessizce ahırlarına dönerler. Koca Reis birkaç gün sonra ölür. Anlattıkları tüm hayvanları özellikle de domuzları etkilemiştir. Domuzlar insanlara karşı bir ayaklanma için hayvanları örgütlemeye başlarlar. Ancak evcil kuzgun Moses göklerdeki, bulutların üstünde yer alan Balbadem diyarını anlatarak hayvanların devrimden uzaklaştırmak ister. Bu dünyada çekilen acılar önemsizdir önemli olan Balbadem diyarındaki sonsuz mutluluktur der. Tüm bunlar olurken bir cumartesi günü çiftlik sahibi ve çalışanlarının ilgisizlikleri yüzünden hayvanlar bütün gün boyunca aç kalır. Gece olduğunda hayvanlar artık açlığa dayanamaz ve ahırlarının kapılarını kırarak önce yemliğe giderler. Çiftlikteki insanlar seslere uyanıp hayvanların yanına gider ve onları tekrar ahırlarına sokmak isterler ama hayvanlar şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde karşı koyarlar. İnsanlar başta hayvanlara direnmeye çalışsalar da hayvanlar kendilerini sakinleştirmeye çalışan insanları kovup çiftliği ele geçirirler. Artık çiftlik hayvanların kontrolündedir. Çiftliğin adını değiştirerek Hayvan Çiftliği yaptılar. Hayvanlar çiftlik sahibinin evine girip incelerler ve burada hiçbir hayvanın kalmaması gerektiğine karar verirler. Artık burası müze olarak kullanılacaktır. Domuzlar hayvanları toplayıp bir konuşma yaparlar ve hayatta kalabilmeleri için çiftlikteki üretimin devam etmesi gerektiğini söylerler. Okuma yazmayı çöplerdeki yazılardan öğrenmiş olan domuzlar hemen ahırın duvarına geçerek uyulması gereken yedi emri yazarlar. 1. İki ayaküstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin. 2. Dört ayaküstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin. 3. Hiçbir hayvan giysi giymeyecek. 4. Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak. 5. Hiçbir hayvan içki içmeyecek. 6. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek. 7. Bütün hayvanlar eşittir. Hayvanlar coşku ile İngiltere'nin Hayvanları şarkısını söylediler. Daha sonra tüm hayvanlar hasadı gerçekleştirmek için tarlaya koşartu. Gün bittiğinde hepsi yorgun ve inekler sütleri sağılmadığı için huzursuzdur. Hemen domuzlar bu işe de el atarak sütleri sağarlar. Sağılan sütlerin ne yapılması gerektiği tartışılırken Napolyon adlı domuz gereğini yapacağını söyleyerek hayvanları uzaklaştırdı. Çiftlikte herkesin saygı duyduğu yaşlı eşek Benjamin’e etrafındaki hayvanlar gerçekleşen devrim hakkında sorular sorarlar ve fikrini almak isterler. Ancak Benjamin “Eşekler uzun yaşar siz hiç ölmüş bir eşek gördünüz mü?” diye cevap verir. Bu cevaptan hayvanlar hiçbir şey anlamazlar. Hayvanların çoğu yedi emri ezberleyememiş, domuzlar dışındaki neredeyse tüm hayvanlar ise okuma yazmayı öğrenememişti. Ancak sütlerin ne olacağını merak eden hayvanlar arttıkça Squealer isimli domuz çıkıp sütlerin domuzlar için çok gerekli olduğunu diğer hayvanlar içinse zararlı olduğunu söyler, domuzların çiftlik için gece gündüz çalıştığını anlatı. Ayrıca domuzlar görevlerini yerine getiremezse Bay Jones’un geri geleceğini söyleyerek hayvanları korkuttu. Aslına bakılırsa domuzlar direkt olarak hiçbir iş yapmamakta sadece iş yapan diğer hayvanları yönetmektedirler. Çevre çiftlik sakinleri Hayvan Çiftliği’nde olup biteni korkuyla izlemektedirler. Kendi hayvanlarının da çiftlikten kendilerini kovacağı kaygısını yaşıyorlardı. En sonunda Hayvan Çiftliği’ne saldırmaya karar verdiler. Böyle bir saldırıyı bekleyen hayvanlar domuz Snowball öncülüğünde saldırıyı püskürttüler. Kahramanca savaşan ve hayvanlara cesaret veren yaralanmış Snowball’a madalya takıldı. Domuzlar zekâları ile yönetim işini ele almışlardı. Hayvanlar arasında domuzlara bir tepki olduğunda ağzı en iyi laf yapan domuz olan Squelar bir şekilde domuzları haklı çıkarıyordu. Ancak haftalık yapılan tüm çiftlik hayvanlarının katıldığı kurulda iki domuz Napolyon ve Snowball hiç anlaşamıyordu. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor hayvanlarda o an kim konuşuyorsa ona hak veriyorlardı. Bir kurul günü Snowball çiftliğe bir değirmen yapılması gerektiğini bu değirmenden elde edilecek elektrik ile kışın ahırların ısıtılacağı yazın ise aydınlatmada kullanılacağını söyledi. Napolyon hemen arkasından söz alıp bunun boşa bir uğraş olduğunu asla değirmen yapmayı beceremeyecekleri gibi bunla uğraşmanın da çiftlik işlerini aksatarak herkesi aç bırakacağını anlattı. En sonunda oylama yaptıklarında Napolyon’a göre daha cana yakın ve içten olan Snowball’un fikri destek gördü. Tam o sırada oylamayı kaybeden Napolyon bir ıslıkla dokuz tane genç köpeği Snowball’un üzerine saldırttı. Bu dokuz köpeği daha yavruyken Napolyon yanına almış ve kendi koruması olarak yetiştirmişti. Snowball çiftlikten kaçarak canını zor kurtardı. Kürsüye çıkan Napolyon kurulun bir daha tartışma için değil sadece emirleri iletmek için toplanacağını söyledi. İtiraz edecek olan hayvanlar köpeklerin kendilerine hırlamasıyla korkup sustular. Koyunlar Napolyon ne derse desin “iki ayak kötü dört ayak iyi” diyerek destekliyor başka da bir şey bilmiyorlardır. Ancak kalabalık ve gürültücü oluşları herhangi bir muhalif ses çıktığında bu sloganı atarak bastırmalarına yarıyordu. Squelar düzenli olarak eskisine göre ne kadar iyi durumda olduklarını istatistik veriler ile hayvanlara anlatmaktaydı. Eskiden haftada bir elma yiyorlarsa artık bu sayı bir buçuk olmuştur. Hayvanlar ise eski hallerini tam olarak hatırlayamadıkları için anlatılanları doğru kabul ediyorlardı. Bir tek eşek Benjamin hiçbir şeyin değişmediğini söylüyordu. Napolyon ve diğer domuzlar çiftlik evine yerleşip yataklarda yatmaya ve evde buldukları içkileri içmeye başladılar. Kararlarına karşı çıkan hayvanları ise köpeklere boğdurdular. Daha önce kavgalı olunan yan çiftlik sahipleri ile de alışverişe başladılar. Çiftlikte her geçen gün hayvanlar daha zor şartlar altında daha az yiyecek ile çalışırken domuzlar kilo alıp duruyorlardı. Yapılanların yedi emire aykırı olduğu söylendiğinde bir de baktılar ki yedi emir değişmiş. Örneğin bir hayvan köpekler tarafından öldürüldüğünde yedi emirde hiçbir hayvan başka bir hayvanı sebepsiz yere öldürmeyecek yazdığını gördüler. Hafızaları iyi olmayan ve her şeyi çabucak unutan hayvanlar kendilerinin yanlış hatırladıklarını düşündüler. Kitapta en önemli karakter Boxer adlı attır. Bu at her zaman çok çalışır ve bir sorun çıktığında “daha fazla çalışmalıyım” der. Çiftlikteki tüm işlerin büyük bölümünü bu at üstlenir ve çok güçlü bir attır. Ancak muhakeme yeteneğinden yoksundur. Kafasına yatmayan bir olayla karşılaştığında Napolyon’un sözlerine bakar ve kendi aleyhine bir durum bile olsa “Napolyon yoldaş her zaman haklıdır” der. Bu çok çalışmanın sonucu bir gün yorgun düşüp yere yığıldığında ise Napolyon onu at kasabına satarak köpek yemi yapar. Kitabın son sahnesinde çiftlik evinde insanlar ve domuzlar eğlenip yeni anlaşmalar yaparken hayvanlar onları dışarıdan seyreder ve bir süre sonra içeridekilerin yüzlerine baktıklarında kim domuz kim insan ayırt edemezler. İnceleme Eser temelde domuz Napolyon üzerinden bir Stalin eleştirisidir. Ayrıca hayvanların hafızasız oluşları ve her denilene inanmalarıyla toplumu da eleştirmektedir. Kitaptaki Beylik Çiftlik Çarlık Rusya’sını temsil etmektedir. İngiltere ise dünyayı temsil eder. Çiftliğin başındaki Bay Jones ise son çar II. Nikolay’ı anlatır. II. Nikolay ülkesi sorunlarına yeterince ilgi göstermemiş lüks ve içki içinde hayatını sürdürmüştür. Rusya’da yaşanan bir kıtlık dönemi ise devrime yol açmıştır. Kitapta da gerçeğe paralel olarak devrim hayvanların yeminin verilmemesi sonrasında doğmuştur. Yani ideolojik sebeplerle değil kıtlıktan dolayıdır. Hikayenin başında geçen ve ilk devrim fikrini hayvanlara aşıladıktan sonra ölen Koca Reis adlı domuz da tahmin edileceği üzere Karl Marks’ı temsil etmektedir. Snowball ise Kızıl Ordu’yu kuran Troçki’nin romandaki karşılığıdır. Snowball gibi Troçki’de devrimden sonra kaçmak zorunda kalmıştır. Sürekli yalan haber ve istatistikler ile hayvanları kandırarak domuzları haklı gösteren Squaerlar ise medyanın gücünü temsil eder. Hayvanlar onun her dediğine bir şekilde inanırlar. Sovyet Rusya’nın günlük gazetesi Pravda’nın romandaki karşılığıdır. Boxer isimli at ise asıl üretimi yapan emeğini ortaya koyan işçileri temsil eder. Çiftlikteki en güçlü hayvan Boxer’dır. İstese hem köpekleri hem domuzları ortadan kaldırabilir. Ancak kendi gücünün farkında değildir ve otoriteye itaat etmek gibi bir alışkanlığı vardır. Siyasal ve Yönetsel Yapı Kitabın başında insanların hayvanlar üzerinde mutlak iktidar sahibi olduğu bir yapı vardır. Hayvanlar bu yapıyı düşünmemektedir. Koca Reis’in rüyasını anlattığı gün hayvanlar sömürüldüklerinin farkına varırlar. Ancak kimi hayvan ölümden sonra cennete inandığı için bu dünyanın bir sınav olduğu görüşündedir. Bazıları insanları efendileri olarak görür, tüm ahır ve yemlerin insanlara ait olduğunu, insanların merhametlerinden dolayı kendilerine yem verip baktığını söylerler. Hayvanların devrimi gerçekleştirmesi ile Snowball’un kaçması arasındaki bölümde ise hayvanlar kendi kendilerini yönetmektedirler. Katılımcı bir yönetim anlayışı ile tüm hayvanların fikirlerini sunup ortak karar alınabileceği bir yapıya geçiliyor. Ancak hayvanların bilinçsiz ve hafızasız oluşu bu yapıyı diktatörleşmeye açık hale getiriyor. Sonunda insanlar zamanından daha ağır şartlarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Kitapta yönetim şekli ne olursa olsun kendi gücünün bilincinde olmayan bir halk her zaman sömürülür fikri işleniyor. Kitabın ilk bölümü kapitalist sistemi ikinci bölümü sosyalist devrimi ve son bölümü ise sosyalist baskı devrini anlatmaktadır. Toplumsal ve Ekonomik Yapı Kitapta insanlar ve hayvanlar olmak üzere iki ayrı yapı vardır. İnsanlar çiftlik sahipleri ve çiftlikte çalışanlar olmak üzere iki sınıftan meydana gelen bir toplumsal yapıda yaşamaktadırlar. Ayrıca kırsal kesimde çiftlikte üretilen malların satışı üzerinden bir pazar ekonomisi olduğu söylenebilir. İlk zamanda hayvanların hepsi insan boyunduruğunda çiftliklerde yaşamaktadırlar. Devrim sonrasında insan boyunduruğundan kurtulan hayvanlar eşitlikçi bir toplumsal yapıya geçmeye çalışmışlardır. Bu zamanlarda çiftlikte geçimlik üretim yapılarak pazara herhangi bir satış yapılmamaktadır. Kapalı bir ekonomik yapı izlenmekte artı üretim gene çiftlik hayvanları arasında eşit olarak dağıtılacağı bir sistemin kurulması hedeflenmiştir. Ancak daha ilk günden hayvanların ürettiği artı değer domuzlar tarafından ele geçirilmiş ve domuzların bu emek sömürücülüğü gün geçtikçe artarak en sonunda insanların ki ile aynı düzeye varmıştır. Ayrıca domuzlar bir süre sonra dışa kapalı ekonomik yapıdan vazgeçerek çevre çiftlikler ile alışverişe başlamış bu alışverişin kaynağı olarak da çiftlikte hayvanların ürettiği geçimlik tahıllar olmuştur. Tekrar meta üretimine dönen çiftlikte hayvanların yaşam standartları gittikçe düşmüştür. Mekansal ve Ekolojik Yapı Kitap İngiltere’de bir çiftlikte geçer. Çiftlik bir kasaba yakınlarında ve etrafında komşu çiftlikler ile beraber bulunmaktadır. Kırsal bir ortamdır. Kent sadece içki içilecek yerlerin bulunduğu bir yer olarak çok az geçmektedir. Ekolojik yapı ise doğal bir ekoloji değil insan eliyle oluşturulmuş çiftlik ekolojisidir. Burada hayvan ve bitkiler insanlara gelir sağlamak amacı ile yetiştirilmekte ve meta olarak görülmektedirler. Çiftlikte çiftlik sahibinin kaldığı bir ev ve ahırların bulunduğu bir bölüm vardır. Çiftliğin etrafı ise çitlerle çevrilidir. Kitap kırsal bir karşı ütopya olarak geçmektedir. Hayvanların çiftliği ele geçirerek ütopik bir düzen kurması ile başlayan kitap git gide distopyaya dönüşür. Kitap günümüzde halen güncelliğini korumaktadır. Birçok yönetim mevcut durumu değiştirecekleri vaadi ile iktidara gelip daha sonra git gide ilk eleştirdikleri şeye dönüşürler. İktidarlarını kaybetmemek içinse her türlü yolu denerler. Polis ve medya gücünü kullanmaktan çekinmez, yargıyı bertaraf ederler. Dün söylediklerinin tam tersini bugün söyleyebilirler. Madalya verdikleri ertesi gün vatan haini ilan etmekten çekinmezler. Halk ise hafızasız olduğu için tüm denilenlere inanır. Aykırı çıkan birkaç ses koyunların bağırtıları arasında susturulur devam ederlerse köpeklere yem olur. Muhalif seslere hiç tahammülleri yoktur. Git gide kendileri ve yakın çevreleri zenginleşir halk ise fakirleşir. Yararlanılan Kaynaklar Orwell, G. 2007. Hayvan Çiftliği 1. Baskı b.. C. Üster, Çev. Can Sanat Yayınları. Wikipedia. tarih yok. George Orwell. Haziran 14, 2018 tarihinde Wikipedia adresinden alındı KİTABIN ADI HAYVAN ÇİFTLİĞİ KİTABINYAZARI GEORGE ORWELLYAYIN EVİ BERİKAN YAYINLARIBASIM YILI EYLÜL 2000 KONUSUKitapta; bir çiftlikte yaşayan hayvanların yaşamlarından memnun olmadıkları için çiftlik sahibine başkaldırıp tüm insanları çiftlik dışına atmaları, yönetimi kendi ellerine geçirmeleri ve bu yönetim sonunda amaçları olan tüm hayvanlara eşit davranılması iyi yaşam koşulları fikirlerinin gerçeğe dönüşmesi ÖZETİIngiliz yazar yazdığı bu eser, bir hayvan çiftliğindeki iktidar mücadelesini anlatıyorÇiflikteki büyük Domuz, diğer hayvanları gizlice toplayıp, bir takım vaatlerle, onları mevcut yönetime karşı birlikte hareket etmeye çağırır. Büyük Domuzun yanında, bir de "karayı ak, akı kara gösterebilecek" kadar ikna kâbiliyeti yüksek, genç bir domuz ikna edilir ve domuzlar yönetimi ele geçirir...Yeni yönetimin ilk işi, önceki yönetimin izlerini yok etmektir, eskiye ait ne varsa, hepsi imha iktidar, bir takım ilkeler belirler, bu ilkeler bir duvara büyük harflerle yazılır-Hiç bir hayvan yatakta bir hayvan alkol bir hayvan, diğer bir hayvanı hayvanlar yönetimle, diğer hayvanlar arasındaki ilk ihtilaf, inek sütlerinin ne olacağı, nerede kullanılacağı konusudur. Büyük domuz "Siz sütü bırakın" diyerek, hayvanları çalışmaya akşam döndüklerinde sütün ortadan kaybolduğunu sonra, bu sütlerin, domuzların arpa ezmesiyle yapılan yemeklerine karıştırıldığı Elmalar olmaya başlayıpta, rüzgar sebebiyle yere döküldüğünde, bütün hayvanlar, eskiden olduğu gibi, bunların taksim edileceğini düşünür. Fakat bütün elmalar domuzlara mahsus olmak üzere toplanıp bu durumu şöyle izah eder "Aslında biz süt ve elma sevmeyiz, ancak ilmi tetkikler, süt ve elmanın domuzların sıhhati için gerekli olduğunu gösteriyor. Bizim sihatimiz bozulursa, çifliğin yönetimi bozulur, her halde bunu istemezsiniz..."Büyük domuz, bir gün, yüksek bir yere çıkarak; "Bundan sonra toplantılar kaldırılmıştır, çifliğin bütün meseleleri, benim başkanlık edeceğim domuzlar komitesinde halledilecektir, bu komite gizli toplanacak, alınan kararlar daha sonra size tebliğ edilecektir." Diye aldığı son kararı hayvanlara duruma itiraz etmek isteyenler olsa bile, koyunların hep bir ağızdan "sen en iyisini bilirsin" diye bağırmaları üzerine, bu düşüncelerinden günler geçer. Domuzlar, birdenbire çiftlik evine taşınıp yerleşirler ve bundan sonra yataklarda yatmaya başlarlar. Bu durum, diğer hayvanlar tarafından duyulunca, hayvanlar duvara yazılan ilkelerden "Hiç bir hayvan yatakta yatmayacaktır" ilkesini hatırlayıp hayrete kapılırlar. Hep beraber duvarın yanına giderler, ancak duvarda "Hiç bir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır" yazısını görürler, hepsi, bu ilkeyi yanlış hatırladıklarını düşünüp, bu ilkenin sonradan değiştirilmiş olduğunu aylarında çiflikte kıtlık başgösterir. Buğday azalır, patatesler soğuktan donar ve yenilemeyecek hale gelir. Açlıktan dolayı ölümler baş-göstermeye başlar. Büyük domuz, bu haberlerin çiftlik dışında yayılmasını önlemek için önlemler alır, çifliğe gelen ziyaretçilere, erzak depolarının dolu olduğunu söyler ve onlara, üzerini buğday ve yiyecekle örttürdüğü kum yığınlarını erzak diye domuz, aldığı bir kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarını yasakladığını ilan eder, buna karşı çıkan tavukları, yetiştirdiği köpeklere öldürtür. Bunun üzerine hayvanlar; "hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir" ilkesini hatırlar. Hemen bu ilkelerin yazılı bulunduğu duvarın yanına gidilir. Ancak duvarda "Hiç bir hayvan diğer bir hayvanı bir sebep olmadan öldürmeyecektir" yazıldığını görürler, bu ilkeyi de yanlış ezberlemiş olduklarını domuz, çiftlik içerisindeki hayvanlar arasında "liderimiz" ,"Hayvanlar babası" , "Koyunlar hâmisi" , "Yavru hayvanların dostu" gibi üstün sıfatlarla anılıyordur ve her türlü güzellikler ona atfedilmeye başlanıyordur; mesala genellikle tavuklar, "liderimiz sayesinde altı günde beş yumurta yumurtladım" , havuzdan su içen inekler "liderimiz sayesinde bu suyun tadı ne kadar güzelmiş" çiftliğe dışarıdan saldırılar olur. Yabancı hayvanlar çiftliğe girer, iki sene gibi uzun bir zaman içerisinde bütün hayvanların büyük gayretleri sonucu yaptıkları ve büyük domuzun adının verildiği Yel Değirmenini yıkıp harap bütün hayvanlar yaralanır, bazıları ölür. Bir müddet sonra bir tüfek sesi duyulur. Ağır yaralı bir hayvan yanındaki bir domuza "Neden tüfek atılıyor" diye sorar. Domuz "Zaferimizi kutlamak için"cevabını verir. Yaralı hayvan; "Hangi zafer" diye hayretler içinde kalır . Domuz; "Ne demek hangi zafer, düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı" der. "Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler" karşılığını "Ne önemi var, bir değirmen daha yaparız, istersek daha fazla yaparız, yapmışolduğumuz muazzam işleri takdir etmiyorsun, şimdi şu bastığın topraklar düşman işgalindeydi, ama liderimiz sayesinde her karışını geri aldık" sonra Büyük Domuz, kendisine taktığıbir kaç madalya ve nişanla çıkıp bütün hayvanları, elde ettikleri zaferden dolayı kutlar, tebrik hepsi büyük zafer kazandıklarına böylece inanmış gece çiftlikte bir gürültü olur, hayvanlar ahırdan fırlayıp koşarlar. çiftlik ilkelerinin yazılı olduğu duvarın dibinde kırılıp parçalanmış bir merdiven görürler, domuzlardan birinin orada sersem sersem dolaştığını, yanında bir fener, bir boya kutusu ve bir de fırça olduğunu farkederler. Hayvanlar duvara baktıklarında, duvardaki ilkelerden birinin daha kendi ezberledikleri gibi olmadığını Domuz, aldığı son kararla; arpaların bundan sonra sadece domuzlaratahsis edileceğini ve gazdan tasarruf etmek için ahırlardaki fenerlerin kaldırılacağını, hiç bir domuzun çiflikteki işlerle uğraşmayıp, sadece yönetimle ilgileneceğini, domuzlardan başka, hiçbir hayvanın yönetim işlerine karışamayacağını, domuzların dışındaki bütün hayvanların Ağustos ayında pazar günleri dahi çalışacağını, çalışmayanın yiyeceğinin yarıya ineceğini ilan "Bütün hayvanlar eşittir" ilkesini hatırlayıp, "bu nasıl eşitlik" diye kendi kendilerine söylenmeye başlarlar. Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına gidip, duvardaki yazıların değiştirilmiş olduğunu, ilk defa, fark edip, duvardaki bütün yazılar silinmiştir ve sadece şöyle yazmaktadır"Bütün hayvanlar eşittir FAKAT Bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla ANA FİKRİHer insanın içinde diğerlerine karşı üstünlük kurma arzusu olduğu ve tüm insanların eşit koşullarda ve özgürce yaşamaları bu duygu yüzünden AHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİMajorHayvanlara çiftliği ele geçirme fikrini aşılayan yaşlı ve bilge bir yönetimini ele geçirip hyavanları istediği gibi yöneten eşitliğini savunan ve daha sonra bu fikri yüzünden Napolyon tarafından çiftlikten uzaklaştırılan merakına yenik düşüp tekrar insanlara dönen sadık iki attan bir sonra insanlara öldürülmek için satılmıştır. CloverDomuzlara sadık iki attan ve BluebellYavruları domuzlarca kullanılan iki HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLERKitapta yazar akıcı bir dil kullanmanın yanında olayları birbirine bağlayıp bölümler arası merak uyandırarak okuyucunun kitabı elinden bırakmasına meydan arkadaşlara tavsiye benim çok hoşuma YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ İngiliz romancısı ve denemecisi George Orwell, 1903 yılında Hindistan'da doğdu. 1922 yılında öğrenimini tamamladıktan sonra Birmanya'ya giderek İmparatorluk Polis Teşkilatı'na girdi. 1928'de teşkilattan istifa etti ve anılarını Burmese Days 1933 adı altında yayınladı. Aynı yıl yazdığı Down and Out in Paris and London adlı kitabında Paris ve Londra'da geçen günlerini anlattı. İspanya İç Savaşı üzerine izlenimlerini, Katalonya'ya Selam 1938 adlı kitabında aktardı. Çağdaşlarını modern dünyanın sorunları üzerinde düşündürmek isteyen ve birçok eleştirmenin `İngiltere'nin Bilinci' olarak nitelendirdiği Orwell'in Swift tarzında yazdığı Hayvanlar Çiftliği 1945 ve 1949 yılında yayınladığı 1984 adlı romanları gelecek ile ilgili düşüncelerini yansıtan bir çeşit vasiyetname niteliği taşır. George Orwell, 1950 yılında Londra'da öldü. Hayvan Çiftliği George Orwell’in 1945’te yayımlanan, siyasi hiciv içeren romanıdır. Orijinal adı Animal Farm A Fairy Story – Hayvan Çiftliği Bir Peri Masalı’dır. 1940’larda yazılmasına rağmen, halen komünizmin en büyük eleştirisidir. Sembolik karakterlerle dünya siyasetini ve özellikle Sovyetleri eleştirmiştir. Eser, yazarların ne kadar açık görüşlü olabildiğinin örneğidir. Orwell bu eserden iki yıl sonra 1984 adlı romanını yazmış ve çağdaş dünyaya da büyük bakış açıları katmıştır. 112 kitap sayfası boyutundaki kısa eseri özetleyerek sembolizmini açıklayalım. Çiftliği George Orwellİngiltere’de bir çiftlikte hayvanlar, Bay Jones’un egemenliğinde yaşamaktadırlar. Yaşlı bir domuz olan Koca Reis, bir devrim planlar ve hayvanları birleşmeye çağırır. Kendisi devrim yapılmadan ölür ama konuştukları diğer hayvanlara devrimi JonesÇar hayvanların yem saatlerini unutunca aniden isyan patlak verir. Umulmadık biçimde devrim yapılır. Çiftlik sahibi Bay Jones çiftlikten atılır. Çitfliğin en zekileri olarak bilinen domuzlar diğerlerine önder olur. Çiftliğin adı “Beylik Çiftlik” iken “HAYVAN ÇİFTLİĞİ” olarak domuz Napolyon ve Snowballkar topu olaylarda başı çeker. Napolyon iri yarı, iyi konuşamayan, ancak otorite sahibi; Snowball ise etkili konuşan, parlak zekaya sahip biridir. İkisi , Koca Reis’in fikirlerinden “hayvanizm” adında bir öğreti ortaya koyarlar. Kamçıları, gemleri, burun halkalarını, zincirleri yok ederler ve aynı gün “yedi Emir”i yazıp ahırın kapısına Emirİki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşman ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost hayvan giysi hayvan yatakta hayvan içki hayvan başka bir hayvanı hayvanlar dünya iken, çiftlik ülke anlamına gelir. Söz konusu çiftlik Rusya’yı temsil eder. Rus kraliyet ailesinin başı çar, yüzlerce yıllık monarşi geleneği ile sarhoş durumda gezinmektedir. Bu sırada Marks ve Lenin gibi komünistler fikirlerini yayarlar. Koca Reis, Marks, devrimden önce telkinler verir ancak devrim göremez. Rus Devrimi beklenmedik şekilde gerçekleşmiştir. Halkın ve ordunun komünizm gibi bir talebi yoktur. Lenin, Stalin, Troçki gibi önderler halkı galeyana getirip sosyalist bir düzen kurmak ister. Başlarda başarılı olamazlar. Ancak 1. Dünya Savaşı çıkınca çar halkını gütmekte zorlanır. Aynen hikayedeki Jones gibi halkı zapt edemez. Halk, öykünün kahramanları gibi, beslenemediği için isyan eder. Gerçek hayatta da komünistler bir fırsatı değerlendirip başkenti kontrol altına almış ve komünizmden haberi olmayan insanlara bunu zorla götürmüşlerdir. “Yedi emir” bunu anlatıyor olabilir. Halk, eşitlik ve özgürlük adı altında diretmeler yaşayınca buna karşı çıkmıştı. Bu yüzden tam otokratik bir yönetim ve demir yumruk sağlandı. Her şey bürokrasi ve emirlerle işler hale devrim gerçekleşmiştir. Zamanla, Napoleon ve Snowball birbirini çekememeye başlayıp, ikisi de yeni düzenin tek adamı olmak istememektedir. Snowball çiftlikte elektrik üretimi için bir yeldeğirmeni yapılması gerektiğini söylediğinde Napolyon’un köpekleri tarafından çiftlikten buna rağmen yeldeğirmeni çalışmalarına başlanır. Napeleon değirmen fikrini kendisininmiş gibi tanıtır. Devrimin amaçlarından hızla uzaklaşılmaktadır; başlarda vaadedilen çalışma saatlerinin azalacağı yiyeceklerin artacağı söylenmiş ama çalışma saatleri artmış, verilen yiyecekler azalmıştır. Bu arada domuzlar da hızla şişmanlamaktadırlar. Hatta yatakta yatmakta, içki içmektedirler. Hayvanların eşitliği domuzlarca uygulanmaz ve domuzlar ilkeleri kendilerine göre topu, Troçki ve Lenin’den ögeler içerir. Bu önderler komünizmin masum taraflarını sembolize eder. Aslında toplum tasarımları onlara aittir ama Napolyon Stalin gibi fırsatçılar Napolyon Bonapart da devrimin gücüyle diktatör olmuştu zorla yönetime gelirler. Stalin zorbalığın üzücü bir örneğidir. Her ne kadar eşitlikçi ve adaletçi gösterilmeye çalışılsa da, tarihin en büyük zalimlerinden biridir. Olaya kendi açımızdan bir örnek vermek gerekirse tarihte Türkleri en çok katletmiş kişidir. Zamanın Türki halkları yok edilmiş, milyonlarcası öldürülmüştür. Bunların hepsi eşitlik ve kardeşlik adı altında yapılmıştır. Diğer tüm Sovyet halklarına karşı girişilen çabalar bu romandaki Napolyon adlı domuzun temsiliyle canlanır. Bak domuz, aldığı bir kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarını yasakladığını ilan ediyor, buna karşı çıkan tavukları, yetiştirdiği köpeklere öldürtüyor. Buna da bir kılıf bulunuyor ve kurallar iktidara göre domuz, çiftlik içerisindeki hayvanlar arasında “liderimiz” ,”Hayvanlar babası” , “Koyunlar hâmisi” , “Yavru hayvanların dostu” gibi üstün sıfatlarla anılıyor ve her türlü güzellikler ona atfedilmeye başlanıyor. Bir gün çiftliğe saldırı olur. Yabancı hayvanlar çiftliği işgal edip büyük gayretlerle yapılan yel değirmenini yıkıyorlar. Uzun mücadeleler sonucunda düşman püskürtülür ama ülke harap haldedir. Yine de Büyük domuzun yüce liderliğiyle kazanılmış gibi gösterilir. Hemen sonrasında duvardaki ilkeler değiştirilir ve bazı kurallar getirilir. Bunlar hayvanlar arası eşitliğe aykırı ve domuzları yüceltici tedbirlerdir. Hayvanlar, “Bütün hayvanlar eşittir” ilkesini hatırlayıp, “bu nasıl eşitlik” diye kendi kendilerine söylenmeye başlar. Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına giderler. Boya kutusu, kırık bir merdiven ve duvarda yazı “Bütün hayvanlar eşittir, fakat Bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.”Komünizm, sosyalizmin sonraki aşaması olarak toplumun refah bir şeklini tasarlamaktaydı. Bak Lenin bu fikre uygun olarak kapitalist ögeleri elemeyi savunmuşlardı. Stalin ise farklı bir yol denedi. Hitler ile müttefik olarak Avrupa’yı bölüştü. Daha sonra kitapta anlatıldığı gibi, Hitler Rusya’nın yarısını işgal etti. Ayrıca savaş esnasında ve sonrasında proleteryanın emeğini kapitallere peşkeş çekti. Kendini övmeyenleri düşman bildi. Tüm dünyada işçilerin duygularını sömürerek adalet ve eşitlik adı altında iktidar mücadelesine girişti. Bunu tenkit eden ve Lenin’in yolundan giden Troçki’yi de sürgünde öldürttü. Onun idaresinde Sovyetler güçte zirvesini yaşarken çöküşünü kesinleştirmiştir. Onunla beraber “bazıları daha eşit” olmuştur. 90’larda Sovyetler yıkıldığında altından çirkin bir kapitalizmin çıkması ve eski Sovyet ülkelerinin eşitsizlikle savaşması da bundandır. Animasyon filmi mevcut Youtube- Hayvan Çiftliği Bak ve Gerçekteki KarşılıklarıKoca reis/old major Karl MarksAnimalism/hayvanizm SosyalizmKartopu/Snowball Leon TroçkiNapoleon Josef Stalin- Komünist liderMr. jones Çar İkinci NicholasBoksör/boxer Rus işçi sınıfıİhbarcı/squealer propogandaKöpekler/dogs KGBMmollie küçük burjuvaMr. frederick Adolf HitlerMr. pilkington İngiltere-ABD- Churchill- RoosveltMoses DinBalbadem diyarı/sugarcandy mountain cennet About The philosophy essays since 2013. Editor Doğuhan M. YucelDMY in philosophy&linguistics in philosophy&linguistics. Phd candidate.

hayvan çiftliği kitap özeti uzun